Ana sayfa » Manşet

O Alman televizyonlarına çıkınca.. Milyonlarca Türk kökenli ekrana kilitlenip „Hadi Fatih yapıştır kapağı.. Hadi Fatih şuna gereken cevabı ver.. Aslanım.. Adamsın“ diye tezahüratta bulunuyor… Kısaca o bir fenomen.. O Türklerin ekrandaki yüzakı…
Adı Fatih Zingal, mesleği avukatlık… İki dirhem, bir çekirdek. Zımba gibi… İnsana güven veriyor. 1979 doğumlu.. “Evet” yüzde 44,61, hayır yüzde 55,39… Türkiye’deki şehrini bulmak artık size kalmış. Düsseldorf Hukuk Fakültesi mezunu (Aramızda kalsın: Okulu çok iyi bir dereceyle bitirmiş)… İleride siyasete atılır mı, bilinmez.. Lakin “Türk Milli Takımı’nı tutuyorum” diyor (anladınız sanırım). Sivil toplum çalışmalarında çok aktif. Çok sayıda dergi ve gazetede yazıları yayımlanmış. İnsan Hakları Hukuku, Almanya Anayasa Hukuku, Yabancılar Hukuku, Vatandaşlık Hukuku, göç vs. ne ararsanız mevcut yani.
Kendimi bildim bileli haberle uğraşıyorum. Meslek hayatımda zorlandığım ikinci röportaj diyebilirim… Çünkü özgüven zirvede. Aşırı derecede açık sözlü… Dürüst.. İleride siyasetçi olursa siyaset bu kadar dürüstlüğü kaldırır mı (kararsızım).
Siyasete atılmayı düşünürse… İş yapar mı (EVET)? Çünkü idealleri var… Çünkü sevdalı… 2004 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın teşvikiyle kurulan Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) Siyasi İşler Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor. Almanlar onun için “Erdoğan’ın oğlu” diyorlar… Bundan hiç rahatsız değil, onur duyuyor. O Alman televizyonlarına çıkınca milyonlarca Avrupalı Türk, “Hadi haksızlıklara karşı cevapları yapıştır” tezahüratında bulunuyor. Kısaca o bir fenomen… Kirli ekranların yüz akı.

Acı, gözyaşı ve hüzün… Fatin Zingal, Solingen’de doğmuş.. Mevlüde Genç anamızı bilmeyen yoktur. Vakarlı Anadolu kadını… 5 Türk’ün diri diri yakıldığı Solingen… Nice ağıtlara konu olmuş yanık kokulu şehir.. Dün gibi hatırlıyor o zaman küçük olmasına rağmen… Irkçılık kelimesiyle ilk o zaman tanışmış… Korkmuş, fakat yılmamış.. Solingen’in gururu olmuş.

Referandum Türkiye’de mi oldu yoksa dünya da mı?

Referandum yeni Türkiye’de oldu. Dünya kamuoyu günlerce Türkiye’yi konuştu. Özellikle Alman devlet TV’lerindeki hayır kampanyaları beni fazlasıyla şaşırttı. En büyük reyting malzemesi ise şüphesiz Türkiye. Haftalardır hayır kampanyası yapılıyor. Hep Türkiye odaklı konular gündemde tutuluyor. Fakat hepsi boşa çıktı. Millet sevdalısı, ülke sevdalısı Avrupalı Türkler evet dedi.

Almanya’da yüzde 63 evet.. Çok manalı değil mi?

Hem de ne manalı… Bu mana umarım Almanya tarafından anlaşılır. Referanduma katılan bütün vatandaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Tercihi ne olursa olsun seçmenlerin kararına saygımız var. Almanya’daki seçmenlerin yaklaşık üçte ikisinin evet demesi beni çok sevindirdi. Maalesef evet tercihini kullanan insanlarımızı demokrasi karşıtı ve diktatörlük savunucusu olarak itham edenler oldu. Umuyorum ki Almanya’daki bu güçlü evet sonucu sayesinde bu insanların marjinal bir grup olmadığı ve toplumun merkezinde yer alan insanlar olduğu anlaşılır.

‘Evet’in yüksek çıkmasında Almanya’nın etkisi var mı?

Tabii ki var. Almanya, bu kesimi marjinal olarak görüyor. Yapılan uygulamalar, insanları buradan ziyade Türkiye siyasetine sürüklüyor. Bakış açısı şu: Nasıl olsa kara kafalıyım. Burada dikkate alınmıyorum. O zaman beni dikkate aldıran liderimin arkasından giderim.

Hâlâ ‘evet’i kabullenmeyenler var? AGİT raporu ve Avrupalı politikacıların açıklamaları ortada.

Bunlara Sayın Cumhurbaşkanımız cevap verdi. Bu iş bitti. Hüküm neticeye göre verilir. Sandıktan ‘evet’ çıktı. Atı alan Üsküdar’ı geçti. AGİT’in Türkiye’ye tarafsız gözlemci olarak gönderdiklerinin terör örgütü PKK, PYD paçavralarıyla resimleri ortaya çıktı. Bu kişiden Türkiye için objektif rapor beklenmez.

Türkiye’ye neden çok ilgi var?

Eskiden Alman basınında Türkiye’yi hava durumunda gördüğümüz zaman sevinirdik. Türkiye, Alman medyasında pek nadir yer alırdı. Şimdi sanki referandum Almanya’ya başkanlık sistemini getirecekmiş gibi bir ilgi var. Bu alaka, Türkiye’nin etkinliğinin bir göstergesidir. Birçok Avrupalı siyasetçi ‘Türkiye’deki demokrasi hakkında endişemiz var’ diyor. Türkiye Erdoğan’dan önce daha mı demokratikti? 80 ve 90’lı yıllarda generaller siyasete karışıyor ve darbe yapıyordu. Kenan Evren döneminde eski bakanlardan Şerafettin Elçi ‘Ben Kürdüm. Türkiye’de Kürtler var’ dediği için 2 yıl hapis yattı. Bugün ise Kürdoloji enstitüleri var ve Kürtlerin Ak Parti’yi seçiyor. 1988’de darbeci Evren Almanya’yı ziyaret ettiği zaman Alman medyası ve siyasiler Evren’e gereken tepkiyi göstermedi. Neden Almanya- Mısır ilişkileri altın dönemini yaşıyor? Neden Mısır diktatörü Sisi Almanya hükümeti tarafından çok iyi muamele görüyor ama Türkiye’nin seçilmiş cumhurbaşkanına karşı bu kadar büyük tepki var? Mesele gerçekten demokrasi mi? Hayır! Son 15 yılda Türkiye çok güçlendi ve her geçen gün Batı’dan daha fazla bağımsız hale geliyor. Umuyorum ki Almanya ile ilişkilerimiz de gelecekte yumuşayacak ve ilerleyecek.

Almanya’da seçimler yaklaştı. Karşılıklı sertleşme buradan mı kaynaklı?

Türkiye ve Almanya’da yaşayan Müslümanlar bir çok Alman siyasetçi tarafından seçim malzemesi olarak kullanıldı. Bunu Türk seçmenler tabii ki değerlendireceklerdir. Türk seçmeninin bilinçli bir şekilde oy vereceğine inanıyorum.

Türk kökenli siyasetçiler Türkiye karşıtlığında Alman kökenlilere 5 çeker, desem?

Eee… Herkes görevini yapıyor. Şimdi moda Türkiye karşıtlığı. Almanya’da milletvekili olmak için özellikle Türk kökenliyseniz belirli aşamalardan geçmek zorundasınız. Eğer siyasi partinizin yanlış politikasını dile getirirseniz, yukarılara çıkamazsınız. Ben 10 seneye yakın SPD’de görev aldım. Baktım ki söylenenlerle yapılanlar farklı, istifa ettim. Türk kökenli Alman siyasiler, bu olaya alet oluyorlar. Tek amaçları oy almak. Yeni seçimde ders alacaklarını düşünüyorum.

Cem Özdemir desem?
Yorum yok…

Jan Böhmermann desem?
Terbiyesiz derim!..

Schulz mu? Merkel mi?

İyi olan kazansın…

FETÖ desem?

Bu örgüt halen Avrupa’da, özellikle Almanya’da faaliyetlerini bir sivil toplum örgütü gibi sürdürüyor. Terör örgütü olarak görmüyorlar. Ama inanıyorum Avrupa bu gerçekle bir gün yüzleşecek.

Evet kararıyla Avrupa, strateji değişikliğine gider mi?

Önümüzdeki aylarda Türkiye ile ilgili taraflı yayınların ve açıklamaların devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü Almanya’da ve Avrupa’nın birçok ülkesinde seçimler var ve Türkiye seçim malzemesi olarak kullanılıyor. Strateji değişikliğinin olması Avrupa’daki seçim sonuçlarına ve jeopolitik gelişmelere bağlı.

Peki ya UETD?

Gönüllüler ordusu. Allah, her bir ferdinden razı olsun. Elimizden geldiği kadarı ile Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarını referandumun içeriği hakkında bilgilendirdik ve halkın sorularını cevaplandırdık. Hukukçu kimliğimiz sebebiyle vatandaşımızı en ince ayrıntısına kadar bilgilendirdik. Ve Avrupalı Türkler kendilerine yakışanı yaptı.

Avrupa’da örnek aldığınız politikacı var mı?

Türkiye’de örnek aldığım siyasetçiyi söylememe gerek yok sanırım. Almanya’da Gerhard Schröder’in başbakan olduğu dönemde Schröder’i her konuda olmasa da bir çok konuda destekliyordum. Mesela Türkiye’nin AB’ye girmesi için gerçek ve samimi bir çaba göstermişti. Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkiler Schröder döneminde güçlendi. Bu yüzden SPD’ye üye oldum. Schröder siyasetten çekildikten sonra SPD yönetiminin Müslüman karşıtı SPD üyesi Sarrazin’e gereken tepkiyi vermemesi üzerine bu partiden ayrıldım. Şu anda herhangi bir partinin üyesi değilim.

Avrupa’nın Erdoğan fobisi neden zirve yaptı?

Cumhurbaşkanımızın bu denli Türkiye’yi daha iyi yerlere getireceğini akıllarının ucundan bile geçirmiyorlardı. Kısa sürede AB müzakerelerinde verilen ödevler yerine getirildi. Türkiye’nin demokrasi ve ekonomi alanında gittikçe güçlenmesi Avrupa’nın işine gelmedi.

Tehdit ediliyor musunuz?

Ciddi tehditler alıyorum. Ama bildiğimiz yoldan asla şaşmayız.

Televizyonda hep Türkiye karşıtları karşınıza çıkartılıyor? Neden

Televizyon demek reyting demek. Programlara katıla katıla bunu daha iyi öğrendim. Bana sorulan ve Türkiye hakkında yalan yanlış verilen tezlerin hepsinin elimden geldiği kadar cevap veriyorum. Tek amacım var: Karalanmak istenen ülkeme sahip çıkmak. Türkiye karşıtları çıkınca daha hareketli geçiyor program. Sanırım rakipler reyting için bilinçli seçiliyor.

Son olarak Avrupalı Türklere vermek istediğiniz bir mesaj var mı ?

Avrupalı Türklere tek kelimeyle şunu söylüyorum. Bugüne kadar hep dik durdunuz. Dik durmaya devam edin…

Ağzınıza, yüreğinize sağlık sayın Fatih Zingal. Röportaj boyunca zaman zaman kendimi müvekkil gibi hissetsem de; soruları bilmem lakin cevaplar beni tatmin etti… Sizden son bir isteğim. Lütfen ‘sakallarınızı kesin’ diyenlere uymayın ve televizyona çıktığınız zaman bazen gülümseyin!..

Teşekkürler…