Ana sayfa » Manşet » HEDEF MÜSLÜMANLARDI

HEDEF MÜSLÜMANLARDI

Şiddeti masaya yatırdılar

BERLİN – Almanya’daki büyük Müslüman derneklerinin çatı kuruluşu Almanya Müslümanları Koordinasyon Konseyi (KRM), ülkede 2000-2007 arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren aşırı sağcı ”Nasyonal Sosyalist Yeraltı” terör hücresinin cinayetleriyle ilgili hazırladığı dosyayı açıkladı. KRM üyesi Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) sözcüsü Bekir Alboğa, Almanya İslam Konseyi (IRD) Başkanı Ali Kızılkaya, İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) sözcüsü Erol Pürlü ve Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi (ZMD) Başkanı Aiman Mazyek, siyasetçilere ve yetkililere verilecek dosyayı başkent Berlin’de basın toplantısıyla tanıttı. İngilizce, Almanca ve Türkçe hazırlanan yaklaşık 160 sayfadan oluşan dosyada, ”Olayların ortaya çıkması, öncesi ve sonrasındaki tepkiler”, ”Almanya’da İslam düşmanlığı” ve ”KRM’nin bakış açısı” ile ”talep listesi” yer alıyor. KRM’nin dönem sözcüsü Pürlü Mölln, Solingen cinayetlerinden 20 yıl sonra, NSU terör hücresi tarafından Türk ve Müslümanların öldürülmesinden söz edildiğine işaret etti. NSU’nun yıllarca fark edilmeden 10 kişiyi katlettiğini vurgulayan Pürlü, ”Bu cinayetlerden biri NSU listesinde bulunan cami imamı, yönetim kurulu üyeleri veya cemaatten birisi de olabilir miydi diye kendime soruyorum. Bu tehlike vardı” ifadesini kullandı. Pürlü, güvenlik birimlerinin failleri aşırı sağda değil de kurbanların yakınlarında arandığına dikkati çekerek, bu insanların duygusal olarak zarar gördüğünü vurguladı. Bu dosyayla cinayetlerin faillerinin ortaya çıkmasından 1 yıl sonra, gelişmeleri ve olayları bir araya getirmek ve göz önüne sermek istediklerini ifade eden Pürlü, cinayetlerin aydınlatılmasını istedi. Bir yetkilinin, güvenlik birimlerinin yeterli duyarlılığı ve profesyonelliği göstermesi durumunda bu cinayetlerin engellenebileceği yönünde açıklama yaptığını hatırlatan Pürlü, bazı kişilerin olayları ilginç şekilde hatırlamaması ve dosyaların imha edilmesinin cinayetlerin aydınlatılmasını engellediğini belirtti. NSU’nun ortaya çıkmasından sonra cinayetlerin aydınlatılması konusunda büyük başarılar elde edilmediğini ifade eden Pürlü, soruşturmada yaşanan aksaklıkların güvenlik birimlerine olan güveni sarstığını belirtti. Bu güvenin yeniden kazanılması için cinayetlerin tümüyle aydınlatılması gerektiğine dikkati çeken Pürlü, bunun güvenlik birimlerinin de çıkarına olacağını kaydetti. ”Güvenlik tartışmaları Müslümanların üzerinden yapılmamalı” diyen Pürlü, ”Müslümanlar için güvenlik çok önemlidir. Almanya’daki Müslümanların güvenliği toplumun güvenliğidir” ifadesini kullandı. Ön yargıların toplumun ortasına yerleştiğini belirten Pürlü, yapılan abartılı güvenik tartışmalarının bu ön yargıları körüklediğini, bunun Avrupa genelinde görüldüğünü kaydetti. DİTİB temsilcisi Bekir Alboğa da NSU cinayetlerinin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen hala yeterli duyarlılığın gösterilmediğini, bu yüzden konuyu bir kez daha kamuoyunda dile getirmek istediklerini belirterek, cinayetler konusunda elle tutulur netice elde edemeyince tekrar kamuoyunu bilgilendirme gereği duyduklarını kaydetti. NSU cinayetleri ve İslam düşmanlığı konusunda somut bilgileri derlediklerini ifade eden Alboğa, ”Neler yapılması gerektiğini, teklif ve taleplerimizi sıraladık. Bugüne kadar Müslüman ve İslam düşmanlığından bahsedilmedi. Olay sadece adli ve aşırı sağcı suç olarak görüldü” dedi. Konunun kamuoyunda yanlış anlaşılmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirten Alboğa, kamu dairelerinde ırkçı düşüncelere sahip olanların işine son verilmesini önerdi. Almanya’daki İslam düşmanlığı yapan internet sayfalarına dikkati çeken Alboğa, bunların güvenlik birimleri tarafından takip edilmesi gerektiğini de belirtti.

Aiman Mazyek de aşırı sağcı saldırıların kamuoyundaki havayı bozduğunu söyleyerek, aşırı sağcı ve ırkçı saldırılarda son 10 yılda 148 kişinin öldürüldüğüne dikkati çekti. ”Bizim 11 Eylülümüz Almanya’daki NSU aşırı terördür” diyen Mazyek, Alman güvenlik birimleri ve siyasetçilerinin, bunu iyi bir şekilde anlamaları halinde ve bundan sonuç çıkarmaya hazır olduklarında Müslüman dini cemaatler olarak bunu bir fırsat olarak değerlendireceklerini ve çok sayıda kişinin bu ülkeye yeniden güven duyacağını ifade etti. Politikacıların aşırı sağa cesurca karşı çıkması gerektiğini belirten Mazyek, bu mücadelenin aktif bir şekilde Müslümanlarla birlikte yapılmasının önemine işaret etti. Mazyek, ortak çalışmanın 2013 yılında daha iyi olmasını istediklerini sözlerine ekledi.Ali Kızılkaya da NSU cinayetlerin döner cinayetleri olarak anılmasından çok rahatsız ve rencide olduklarını belirterek, olayı saptırmadan, mağdurlar unutulmadan, olayın üstünün kapatılmadan her şeyin ortaya çıkmasını burada yeniden gündeme getirip hatırlatmak istediklerini ifade etti. Soruşturma sürecinde birçok evrakın kaybolduğunu ve bazı insanların hafıza kaybına uğradığını hatırlatan Kızılkaya, olayın örtbas edilmeye çalışıldığına ilişkin endişeleri dile getirdi. Toplantıda, en son Friedrich-Ebert Vakfı’nın hazırladığı rapora işaret edilerek, Almanya’da ırkçılığın arttığına dikkati çekildi.