Şok Fiyat!!!

Kuşadası’nda 9000 Euro’ya 60 metrekare daire!
Bu tür televizyon reklamları günden güne artmaya başladı. Anlaşılan bu reklamlar karşılık buluyor. inanıp uçağa atlayıp Kuşadası’na giden, 60 metrekare değil de 25 metrekare olduğunu , 9000 Euro değil de 30.000 Euro olduğunu görenler büyük bir hayal kırıklığı ile geri dönüyor. Evet geri dönüyor da, sadece gidenlerin % 20’i geri dönüyor. % 80’i satın alıp geri dönüyor. Bu reklamlara motive olup, daire almaya gidenleri anlıyorum. Bir umut, bir hayal, bir daire sahibi olalım gibi düşünceler ile motive olabilir.

Benim dikkatimi çeken reklam filmleri.
Öncelikle, bu reklam filmlerindeki sunucu kriterleri şöyle olsa gerek:
Parlak bir takım elbise, beyaz gömlek, kırmızı kravat, jölelenmiş saç, Tuğra amblemli bir yüzük ve en önemlisi sakal. Yani muhafazakar imajı!!

Sunucunun beden dili:
“Mikrofon iki parmakla tutulacak.” Yani efendi ve ahlaklı abi görüntüsü.
“Her ikinci kelime İNŞALLAH ve MAŞALLAH.” Yani dini bütün adam.
“Son 15 daire kaldı uçağa atlayın gelin.” Yani dört gözle bizi bekliyor.
“Alanlar memnun, ikinci daireyi alma derdine düşmüşler.” Sanki bakkalda sabun satıyor.
“Yaz aylarında gelemediniz mi? sorun yok hemen kiraya veririz.” Yani kiracılar sırada.
“Satış sonrası hizmetlerimiz devam edecek, sizinle irtibatımızı kesmiyoruz.” Yani, aynı zamanda nüfusuna da geçiriyor arkadaş.

Kuşadası da yanın da eşantiyon..”

Birde ilaç satanlarımız var ki; şeker hastalığı, kanser, romatizma gibi her türlü hastalığı silip süpürüyor. Nedense bu ilaçlar, bir tek bu televizyon satıcılarında var, yani doktorlarımız ayakta uyuyor!

İki saatlik ameliyat ile burun, göğüs, kalça büyütülür ve küçültülür. HEMEN ARAYIN!
Bir de petekten bal satanlarımız var ki, bal alana, bir de BMW araba veriyor.
Balcılarımız daha da profesyonel!
Yanında birde ikna destekçisi sanatçı var.

Manevi değerlerimizi duygusal boyutla öyle işliyorlar ki, neredeyse bu ürünü almak “tövbe haşa” farz diyecekler.
Bu satıcılar, Türkiye’den görevli. Bir’de Almanya’dan görevliler var. Almanya’dakiler de (Ethno Marketing) adı altında, etnik gruplara özel Marketing geliştirmekteler).
Nasıl mı? Çok kolay! Bir ay veya yıldız amblemli, bir camii görüntüsü veya boğaz köprüsü, baş örtülü bir bayan veya gelinlik elbiseli bir gelin! “BUNLARI

“ANLADIYSAN SENDE BİZDENSIN”.
Anında aidat ruhumuz kabarır ve ertesi gün gider, onlardan olmak için söz konusu ürünü alırız. Tebrikler ailede yerinizi aldınız!
Televizyon da bu sunucular ile, bu ürünlerin reklamları yayınlandıkça, bu ürünlerin her gün yeni bir alıcısı doğuyor demektir. Beni düşündüren, Türk ve Türk kökenli insanlar olarak, neden manevi değerlerimizi içeren bir söze, reklam filmine veya manevi değerlerimizi temsil görüntüsün de bir şahsa hızlı bir şekilde sempati duyarız? Acaba halen bir aidat sorunuz mu var? Bence irade zafiyeti söz konusu. Kendi irademizi kullanmaktan korkuyoruz diye düşünüyorum.
Bu yazımı okuduktan sonra, belki de bu tür reklamları ve maneviyat görüntülü insanları biraz daha detaylı inceler, kendi irademiz ile bu insanlar hakkında daha sağlıklı kararlar alırız.
Lütfen yazımı da kendi iradeniz ile değerlendirin.
Mustafa Göğüş

Tipoloji uzmanı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın

error: Adam gibi iste verelim..!