“Hessen’de Müslümanların Anayasal Hakları Siyasete Kurban Ediliyor”

Hessen Eyaleti’nde 2013 yılından beri DİTİB Hessen Eyalet Birliği ile işbirliği içinde verilen inanca dayalı İslam din dersi uygulamasının durdurulduğu açıklandı. Süreç nasıl gelişti?

Geçtiğimiz hafta Eyalet Eğitim Bakanlığı bizi telefonla aradı ve kararı “deklare” etti. Bize bu kararı bildirmelerinden birkaç saat sonra da Eğitim Bakanı bir basın açıklaması yaparak eyalette İslam din derslerinin artık Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Eyalet Birliği ile ortaklaşa sunulmayacağını ilan etti.

Fakat mevcut süreç, sadece bu kararın bize nasıl iletildiğine indirgenemeyecek bir süreç. 2013’ten beri eyalette İslam din dersi konusunda devletle işbirliği yapmamıza rağmen bir senedir bütün iletişim kanalları kapalıydı. Görüşme taleplerimize bir sene boyunca cevap alamadık. Bu durumda aslında kararın önceden verilmiş olduğunu üzüntüyle müşahede ediyorum. Bu yapıcı ve iyi niyet içeren bir karar değil. Herkesin onur duyduğu, Almanya’daki Müslüman cemaatin kurumsallaşması adına güzel adımlar attığımız bir süreçte kazanılmış hakların baltalandığını görüyoruz.

Hessen Eyaleti İslam Din Derslerinde DİTİB ile İşbirliğini Sonlandırdı

Hessen Eyaleti Almanya’da okullarda inanca dayalı İslam din dersleri açısından öncü bir rol oynuyordu. Hessen’deki bu özel durumdan bahsedebilir misiniz?

Hessen Eyaleti’nde 2013-2014 senesinde dönemin Uyum Bakanlığı’nın öncülüğünde okullarda Alman Anayasası’nın 7. maddesi ve 3. fıkrası uyarınca inanca dayalı İslam din dersi verilmeye başlandı. Bu ders,  DİTİB Hessen Eyalet Birliği’nin hazırladığı müfredata dayanan, öğretmenlerine icazetin DİTİB Hessen Eyalet Birliği tarafından verildiği bir dersti. Katolik ya da Protestan cemaatlerinin nasıl bu inanca sahip çocuklara verilen din derslerinin içeriğini belirleme hakkı varsa, bu hak Hessen’de de Sünni İslam inancının temsilcisi olarak DİTİB Eyalet Birliği’ne verilmişti.

Bu dersle birlikte Hessen Eyaleti anayasayı uygulayan ve Müslüman cemaatin de anayasal haklarını gerçekleştirerek işleyen bir demokrasiyi tesis eden ilk eyalet oldu. Müslümanlar tarafından takdir gören, gıptayla izlenen bir başarı modeliydi bu. Fakat maalesef malum sebeplerden dolayı bu hak DİTİB Hessen Eyalet Birliği’nden alındı. Hayal kırıklığına uğramış durumdayız.

“Hessen’de 3.500 Çocuk İslam Din Dersi Alıyordu”

2013’ten bugüne kadar eyalette İslam din dersi uygulaması nasıldı peki?

Son sekiz senede eyalette DİTİB Hessen Eyalet Birliği’nin verdiği İslam din dersine katılan Müslüman çocuklar gayet memnundu. Öğrencilerimiz arasında her milletten Müslüman çocuk vardı. Velilerden aldığımız dönüşler çok olumluydu. İcazet verdiğimiz öğretmenlerimiz de memnuniyetlerini dile getiriyorlardı. Güncel durumda Hessen Eyaleti’nde birinci sınıftan dördüncü sınıfa kadar 56 ilkokulda ve beşinci sınıftan altıncı sınıfa kadar 12 karma okulda İslam din dersi veriyorduk. Yani toplamda 68 okulda, sadece bu sene yaklaşık 3.500 çocuğun kalbine dokunmuşuz; onlara kendi dinleri olan İslam’ı yüksek pedagojik ve teolojik standartlar içerisinde anlatmışız. Bunun da ötesinde bu 3.500 çocuk ve ailesinin anayasal haklarını kullanmalarına vesile olmuşuz. Aslında eyalet bakanlığı da dâhil olmak üzere daha düne kadar herkes bir başarı modelinden bahsediyordu diyebiliriz.

2013’te İslam din dersi Hessen’de ilk kez verilmeye başladığında sürecin kademe kademe ilerlemesi öngörülüyordu. Yani İslam din dersi önce altıncı sınıflara kadar verilecek, sonrasında da yedinci ve sekizinci sınıflara kadar genişletilecekti. Fakat bu gerçekleşmedi. Yeni öğretim yılında Hessen’de Anayasa’ya uygun ve inanca dayalı bir İslam din dersi ne yazık ki verilmeyecek.

Eyalette 2019 yılında yedinci sınıflarda devletin kendisi bir “İslam dersi” veriyor. Yani DİTİB’den açılacak yerin Hessen’de farklı alternatiflerle doldurulması planlanıyor. Müslüman aileler çocuklarını bu derslere gönderir mi sizce?

Geçtiğimiz senenin başından itibaren herhangi bir İslami cemaati müdahil etmeden eyalette devlet tarafından yedinci sınıftaki öğrencilere bir deneme olarak “İslam dersi” veriliyor. Bu ders, Müslüman cemaatin onayından geçen bir içeriğe sahip değil. Zaten ders İslam inancına yönelik, o inanca yaklaştırmayı hedefleyen bir ders de değil. Bu alternatifin şimdi eyalette genişletilmesi ve DİTİB Eyalet Birliği ile verilen dersin yerini alması planlanıyor.

Biz bu adıma karşı çıkıyoruz. Bunun için de velilerimize ulaşacak ve onları süreçle ilgili bilgilendireceğiz. Çünkü geçtiğimiz süreçte bazı okulların açıklamalarının velilerimiz açısından yanıltıcı olduğunu gördük. Hatta mevcut durumda İslam inancına sahip olmayan öğretmenlerin “İslam dersi” vermesi bile mümkün. Bu nedenle biz durumu velilerimize bildirmekle mükellefiz. Velilerimizi, arkasında iyi bir niyet görmediğimiz bu siyasi kararın uygulanması esnasında, çocuklarını bu yeni model “İslam dersi”ne göndermemeleri konusunda uyaracağız. Mevcut durumda önümüzdeki öğretim yılında verilecek İslam dersleri, DİTİB Eyalet Birliği’nin içeriğine müdahil olmadığı, öğretmenlerine icazetin bizim tarafımızdan verilmediği bir ders olacak. Bu konuda bütün kanallarla velilerimizi bilgilendireceğiz. Tercih elbette velilerimizindir.

“DİTİB’e Dair Kuşkuları Gidermek Adına Değişikliklere Gittik”

DİTİB Hessen Eyalet Birliği’ne yönelik 2017 yılında üç ayrı bilirkişi raporu hazırlanmıştı. Bu raporların içeriği hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’deki darbe girişiminin ardından Hessen Eyaleti DİTİB Hessen Eyalet Birliği’ni denetlemeye karar verdi ve üç bilirkişi görevlendirdi. Josef Isensee tarafından hukuki bir rapor, Mathias Rohe tarafından İslam bilimi açısından bir rapor, Günter Seufert tarafından ise Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı’na dair üç ayrı bilirkişi raporu yayınlandı. Sayın Isensee’nin raporu, daha çok DİTİB’e dair hâkim olumsuz medya algısının şekillendirdiği bir rapordu.

Bunun yanında alanında uzman birisi olarak Sayın Rohe’nin günümüz gerçeklerini dikkate alarak dile getirdiği tavsiyeleri uygulamak üzere bir tüzük değişikliğine gittik. Zaten tüzükte de yeri bulunan veliler birliğimizin, kadın ve gençlik birliğimizin konumunu, eyalet birliğimizin demokratik yapısını güçlendirdik. Bu tüzük değişikliğini de eyalet hükümetinin DİTİB’e dair kuşkularını ve hatalı varsayımlarını azaltmak adına yaptık. Bunun dışında bir cemaat kütüğü talebi vardı, bunu güncelleyerekhayata geçirdik. İslam din dersi için bir Eyalet Müdürlüğü atadık, Okul Eğitim Birliği kurduk ve baştan beri bağımsız bir İslam Din Dersi Komisyonu’na sahibiz. Bu komisyon, İslam din dersi öğretmenlerine icazet veren, ders planını, ders kitaplarını onaylayan, ilahiyatçılardan oluşan beş kişilik bir komisyondu. Özetle, bu dersler anayasal zemine uygun şekilde sürsün diye her şeyi yaptık.

Bizim eyaletteki Müslüman ebeveynlere karşı bir sorumluluğumuz var. Bu sorumluluğu yerine getirmek ve çocuklarımıza inanca dayalı İslam din dersi sunmak adına her türlü tartışmayı göğüslemeye ve yapımızı güçlendirecek değişiklikleri yapmaya hazırdık. Fakat bana kalırsa Bakanlık açısından siyasi karar belliydi. “Türkiye’nin DİTİB Hessen Eyalet Birliği üzerinde müdahale olanağı var, Türkiye’deki emir-komuta zincirinin buraya etkisi var” gibi bana göre absürt varsayımlarla yola çıkılarak bu karar alınmış oldu.

“Siyasi Mercilerin DİTİB’le İlgili Yanılgısı Var”

DİTİB’in tarihi, kuruluşu ve yapısı göz önüne alındığında Hessen eyaleti, “DİTİB-Türkiye” ilişkisi konusundaki kabullerinde haksız mı peki?

Elbette haksız. Bakın, DİTİB siyaset üstü bir dinî cemaattir. Kimse bizim özümüzden vazgeçmemizi, kökümüzü inkar etmemizi beklemesin. DİTİB Almanya’nın işgücü talebi sonrasında buraya gelip bu ülkenin kalkınmasına katkı sağlayan büyüklerimizin bize emaneti. Fakat bundan yarım asır öncede kalmamış, Almanya’nın bir parçası olmuş, topluma hizmet eden, şeffaf bir dinî cemaat.

Almanya’da DİTİB ile Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) 80’lere dayanan bir geçmişi var. DİB ile bizim teolojik işbirliğimiz var. Bizim teolojik kompetansımız DİB ile yapılan bu işbirliğine dayanıyor. Hocalarımız DİB tarafından gönderiliyor, yıllardan beri de Almanya’da olağanüstü hizmetler ediyorlar.

Ortada çoktan belli olan siyasi bir karar var. Hessen’deki Müslümanların anayasal hakları da ne yazık ki bu siyasete kurban ediliyor. İslam din dersleri buradaki siyasi çekişmelerin yansıma alanı olmuş durumda.

Siyasi mercilerin çok büyük bir yanılgısı var. Onlar mealen şöyle diyorlar: “Siz ne kadar gayret ederseniz edin, ne kadar yapısal reform yaparsanız yapın, sonuçta her şey Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki kelimesine bağlı.” Özellikle Sayın Isensee tarafından hazırlanan bilirkişi raporundan çıkan varsayım bu. Bu, buradaki Müslüman cemaati Sayın Erdoğan’ın kolordusu gibi gören, çok absürt, hatalı bir yaklaşım. Bununla birlikte Sayın Rohe’nin de raporunda belirttiği gibi, DİTİB’in siyaset yapmadığı, siyasete alet de olmadığı gerçeği görmezden geliniyor.

Ben bu durumu şöyle yorumluyorum: Bence ortada çoktan belli olan siyasi bir karar var. Hessen’deki Müslümanların anayasal hakları da ne yazık ki bu siyasete kurban ediliyor. İslam din dersleri buradaki siyasi çekişmelerin yansıma alanı olmuş durumda.

Peki bundan sonraki süreçte DİTİB Hessen Eyalet Birliği ne yapmayı planlıyor?

Hessen Eğitim Bakanlığı bize göre hatalı bir karar aldı. Biz de bu ülkenin vatandaşları olarak bu karara yönelik hukuki süreç başlatacağız. Devlet Kilise Hukuku ve Anayasa Hukuku uzmanlarıyla istişarelerimiz sürüyor. Okullarda birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar inanca dayalı İslam din dersini devam ettirmek adına mahkemeye başvuracağız.

Burada aslında konu bir kurum olarak “DİTİB” de değil. Bu mevzu önce bu ülkenin Müslümanlarını, sonra da anayasal gerekliliklerini ilgilendiren temel bir mevzu. Ben bu ülkenin vatandaşıyım, burada doğdum, burada büyüdüm. Bu ülkenin anayasasının korunması benim de vazifem. Bu sorumlulukla hareket edeceğiz. Umarım demokrasi ve eşitlikten yana olanlar, özellikle de Müslüman velilerimiz bu hususta duyarlı olur ve bu hatalı uygulamayı kabul etmezler.

 

Kaynak: Perpektif.eu/Elif Zehra Kandemir

İlginizi Çekebilir bu yazı ile alakalı