ALMANYA’DA TÜRK MEDYASI

Almanya’daki Türk medyası, bu ülkedeki medya dünyasının bir parçasıdır.
Bu durum böyle devam edeceğine göre en iyisi bunu bir zenginlik olarak görmek ve bunun keyfini çıkarmaktır.
Her ne kadar zaman zaman keyif kaçırtan olaylar yaşansa da duygusallığa kapılmamak ve gerçekçi olmak gerektiği kanaatindeyim.
Avrupa’da Türk medyası gerçeğini inkar etmek mümkün artık mümkün değil. Lakin nedense Türk medyası denince akla ilk gelen konu entegrasyon veya uyum oluyor.
Oysa basından entegrasyon hedefiyle ortaya çıkması kesinlikle beklenilmemeli.
Entegrasyon veya uyum bu mesleği icraa edenler için hedef değil sonuç olmalı.
İyi, doğru ve mesleğini evrensel ilkelere uyarak haber peşinde koşan kişiler veya kurumların entegrasyona katkısı otomatikman gerçekleşmektedir.
Türk medyasının geleceğindeki en büyük faktör “TÜRKÇE”ye sahip çıkılmasıdır.
Şüphesiz bu konuda POST Gazetesi Almanya’da 8 Eyalette, bunun yanısıra, Paris, Strasbourg, Hollanda, İsviçre’de de bu rolü en iyi şekilde yerine getirmektedir.
Şu gerçekten kaçamayız günümüzde özellikle genç jenerasyon Türkçe konuşamıyor veya konuşmakta zorlanıyor.
Konuşamayan insanın Türkçe gazete veya televizyon izlemesi imkansız değil lakin zordur.
Türkçenin gelecekte iletişim dili olarak yaşatabilmek için, basın yayın çalışanlarının kesinlikle örgütlenmesi gerektiği kanaatindeyim.
“Türkçe”nin yaşaması, sadece Avrupa’daki Türk medyasının yaşaması ve basın-yayın kuruluşlarının bundan ekonomik çıkar edinmesi olarak algılanmamalı. Böyle algılanırsa yanılgıya düşülür.
Türkçe yaşarsa, Türkçe basın da yaşayacaktır.
İşte bu nedenle bu hakkı savunmak herkesten önce gazetecilerin, basın çalışanlarının hedeflerinin en başında yer almalı.
Şu gerçeği de göz ardı etmemek lazım: Araştırmacı gazetecilik, ciddi gazetecilik eskisi gibi yapılamıyor.
Günümüzün moda değimiyle sansasyonel habercilik prim yapıyor.
Haber balon veya yalan çıktığında medyaya olan güven iyice azalıyor. Ve bu balonların sayısı özellikle eyaletimizde bir hayli fazla..
Buna medya kuruluşları olarak dikkat etmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Almanya’da neredeyse her gün bir araştırma yapılıyor. Araştırmaların ana konusu ‘ya uyum ya entegrasyon’ ve Türk medyasının entegrasyondaki rolü masaya yatırılıyor.
Hatta daha da ileri gidilerek bunu amaç olarak dayatmaya yöneliyorlar.
Bu fikrin, bu tür araştırmaların yanlış olduğu kanaatindeyim. Sonuç ile amaç asla karıştırılmamalı.
Almanya’daki Türk medyasının amacı, Türk toplumunun bu ülkeye entegrasyonu değildir, olmamalı da..
Bunu söylerken özellikle şuna dikkat çekmek istiyorum “Türk basını toplumsal entegrasyona olumlu katkıda zaten bulunuyor.
Elbette, olumlu gazeteciliğin sonuçlarından biri de bu ülkede yaşayan insanları özgür, bilgili, eleştirel bireyler olarak toplumsal yaşama katılmalarını sağlamak olmalı”..
Medyanın toplumsal uyuma katkısının ne ölçüde olduğu ancak bu açıdan incelenebilir.
Başka bir gerçek ise Türk medyasının eleştiri kültürüne açık olması gerekliliği. Türk medyası mutlaka ve mutlaka sorumlu sorgulamalara eleştirilere açık olmak zorunda.
Toparlamak gerekirse Türk medyasının geleceği Türkçe’nin yaşatılmasına bağlıdır.
Görsel ve yazılı medyada mutlaka eğitime yönelik haberlere ağırlık verilmeli, özellikle görsel medyada bu konu sıkça gündeme getirilmelidir.