HERKESE TAVSİYEM!

Geçtiğimiz günlerde Ramazan ayı girmeden arkadaşlarla bir memleket turu yapalım dedik. Ama bu tur olağan bir tatil değildi. Kutsal topraklar da dediğimiz tarihin derinliklerindeki bir kültür gezisi. Unutmayın tarih mazinin derinliklerindeki hadiseleri anlatan büyük bir hazinedir.


MEMLEKET İZLENİMLERİM
Stuttgart’tan Antalya’ya güzel bir uçuştan sonra Antalya Havalimanına iniş yaptık. Valizlerimizi beklerken döviz bozdurmak için döviz bürosuna doğru yöneldim. Daha döviz bürosuna varmadan bana doğru bakan elemanın gülümsemesi beni kıllandırmıştı zaten. “Döviz bozdurmak istiyorum” dediğimde bana bozdurduğum döviz miktarına göre kurun yükseldiğini söyledi ve o günkü kurdan tam 0,60 Lira daha az bir rakam söyledi. Teşekkür ederek döviz bozdurmadan ayrıldım. Toplantılar ve iş görüşmeleri ile yoğun geçen iki günlük Antalya ziyaretinden sonra havalimanına gitmek için otobüs durağında bekliyoruz. Yanımıza elinde telsizi ile taksi durağında çalışan bir kadın geliyor. Nereye gideceğimizi soruyor. “Havalimanına” dediğimizde bize bir gün önce aynı 35 Lira ödediğimiz aynı mesafe için 70 Lira fiyat çekiyor. “Taksimetre açın, öyle götürün” teklifimizi alaylı bir gülüşle reddediyor. Ona da teşekkür edip belediye otobüsüyle havalimanına gidiyoruz. İşte memleketteki insanımızın hali. İnsanları göz göre göre kandırmaya beya diğer bir tabirle yontmaya çalışıyorlar. Bekle bizi Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin. Bu bekar gezisi için eşlerimiz den iki yıldır izin almaya çalışıyorduk. Dört arkadaş; Ben, Mehmet, Murat ve Özkan abi. Biletlerimizi aylar öncesinden almış günleri sayıyor, yiyecek ve gezecek yerlerin listesini yapıyorduk. Antepli olan arkadaşımız Mehmet bizi anlattıklarıyla daha da sabırsızlaştırıyordu. Nihayet kutsal topraklara varmıştık. Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın.


BOL İKRAM
Asıl anlatmak istediğim başka. Bu üç ilde ne bir yan bakışla karşılaştık nede başka bir olumsuz tavırla. Nerelisiniz diye sorduklarında cevap veriyoruz; Ben Bayburtlu, Mehmet Antepli, Murat Ardahanlı, Özkan abi Orduluyum dediğimizde insanların bize sarılmamak için kendilerini nasıl da zor tuttuklarını görmeliydiniz. Abi hadi kıyafet mağazalarında çay, su ikramı bilindik şey. Ama 5 metrekare bakkalda da “ne içersiniz beyler” diye sorulur mu insana? Nereye gitsek bir ikram, bir hoşsohbet, bir hürmet ve hiçte yapmacık değil. Samimiyetleri o kadar belli ki. Bu üç ili karayolu ile gezdik. Ortada ne bir polis ne olağanüstüsü bir hal sözkonusuydu. Yollarda Elif Buse Doğan’ın türlüleri eşliğinde sosyal medyadan konumlar ve gördüğümüz muhteşem ötesi bu şehirlerin resimlerini takipçilerimizle paylaşıyoruz. Çok mutluyuz. İstiyoruz ki tüm arkadaşlarımız buralara gelsinler ve aynı güzel tecrübeleri yaşasınlar. Ben motivasyon olsun diye yemek resimlerini de paylaşıyorum. Malum bizim millet mesele gırtlak olunca dayanamaz.

ÜÇ İL VE MUHTEŞEM SONUÇ
Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin turu başladı. Antep tam bir gastronomi şehri. Şanlıurfa’nın maneviyatı yüksek mi yüksek. Ama beni en çok Mardin etkiledi. “Venedik de neymiş kardeşim” dedirtiyor insana. Muhteşem bir tarih, muazzam bir yapılaşma örneği ve farklı dinlerden insanların gayet barış ve huzur içerisinde yaşayabileceğini asırlardır ispat etmiş. Askeri kıyafetler satan bir dükkana girdiğimizde sohbet ediyoruz. Dükkanın sahibi Arap bir genç. “Abi bizim hiç sorunumuz olmadı, olmazda” diyor ve karşıdaki dükkanı gösteriyor. “Aha karşıdaki dükkan Papaz’ın oğlunun. Biz bayramlarımızı beraber kutlarız. Geçen hafta onların Paskalya bayramını beraber kutladık misal” diyor.


MEMLEKET EMİN ELLERDE
Bu güzelliklerden büyülenmiş bir şekilde geri dönerken trafik kontrol noktasında Polis Özel Harekat’ın (PÖH) kahraman yiğitleriyle sohbete dalıyoruz. 27 yaşında çakı gibi iki delikanlı. Konu haliyle Zeytin dalı operasyonuna geliyor. Giden arkadaşlarının kahramanlık hikayelerini bize özet geçiyorlar. Kendileri henüz gidemedikleri için biraz hüzünlüler. Arada bize bir Türkiye gerçeğini de hatırlattılar ama. Gidemeyenler o kadar isteklilermiş ki artık araya torpil sokup öyle gitmeye çalışıyorlarmış. Düşünün şehit olabilmek için, vatanını koruyabilmek için yapıyorlar bunu. Kendilerine sarılıp ayrıldıktan sonra hepimizde bir sessizlik. Bir utanç, bir kıskançlık, bir gurur. Allak bullak olduk yani.  Demem o ki; özellikle genç arkadaşlar bir hafta deniz kenarında tatil için binlerce Euro bayılmak yerine buraları gezin. Hem muhteşem yemekler yiyecek, hem azıcık tarih öğrenecek hem de hiç görmediğiniz medeniyetleri ve samimiyeti tecrübe edeceksiniz.

Selam ve Duâ ile…
Yücel Yazıcı

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın

error: