IKBY’deki sözde bağımsızlık projesinin asıl amacı ne?

Azerbaycan merkezli haber ağı the Great Middle East (Büyük Orta Doğu)’nun Genel Yayın Yönetmeni Ali Hacızade, Irak Bölgesel Kürt Yönetimindeki (IKBY) sözde bağımsızlık referandumuna değindiği yazısında Osmanlı’nın son dönemine dikkat çekerek, Türkiye, Irak ve İran’ın bu duruma süratle müdahale etmesi gerektiğini yoksa çok geç olabileceğini savundu.

İşte Hacızade’nin o yazısı;

“Orta Doğu her zaman karmaşık ve anlaşılması kolay olmayan bir coğrafya olmuştur. Şimdi bölge bir önceki ile kıyasladığında daha karışık. Bölgede küresel ve bölgesel aktörlerin yanı sıra adeta onların kuklalarına çevrilmiş yöresel aktörlerin de çıkar kavgası hiç bitmedi, bundan sonra da biteceğe benzemiyor.

BARZANİ BU PLANDA TEK BAŞINA DEĞİL

IKBY’deki sözde bağımsızlık projesi ve Barzani yönetiminin geçirmiş olduğu hukuka aykırı referandum da bu kavganın bir parçasıdır. Barzani’nin kendi başına bir oyuncu olduğu ve bu tür kararları tek başına verebileceğini düşünmek yanlış olur. Küresel güçlerin Orta Doğu’da var olma ve Orta Doğu’yu kendi kontrollerinde tutma planları birinci cihan harbinden bu yana hiç değişmedi. Yöntemler biraz değişebilir, fakat amaç hep aynı oldu.

BÖLGE ÜLKELERİ DAHA KÜÇÜK PARÇALARA BÖLÜNMEK İSTENİYOR

Osmanlı’nın çöküşünden sonra, İngiliz kontrolünde Irak ve Fransız kontrolünde Suriye devleti oluşturuldu. Şimdi görünen o ki, aradan bir asırdan fazla zaman geçtikten sonra, küresel güçler, bölgedeki devletleri daha da küçültüp, onları daha kolay kontrol etmek istiyor. Bunun yanı sıra, bu küçük devletlerin hala büyük olan komşularına (Türkiye, İran) karşı kullanılması da söz konusu.

Keza her şeyini sana borçlu olan sözde bir bağımsız devletle anlaşmak, onuru ve bin yıllık tarihi olan büyük Türkiye ile uzlaşmaktan daha kolay. Hele ki bu sözde bağımsız devleti bir aşiret reisi kendi özel mülkü gibi idare ediyorsa.

OSMANLI’YA KURULAN TUZAK ŞİMDİ TÜRKİYE’YE KURULUYOR

Birinci cihan harbinden önce, batı devletleri ve Rusya, Osmanlı’yı içerden vurmak ve zayıflatmak için çeşitli yöntemlere el attılar. Bunların içinde imparatorluk hududlarında yaşayan Hristiyan azınlıkları padişaha karşı kışkırtmak da yer aldı. Batılı devletler en büyük başarıyı Ermenilerle gerçekleştirdi. Türkiye’nin başına bela olan sözde “Ermeni soykırımı” meselesinin temeli de işte o zaman atıldı.

Fakat Osmanlı’nın düşmanları bir tek Hristiyan azınlıkları devlete karşı kışkırtmakla yetinmedi, bazı Kürt aşiret reislerini de çeşitli vaadlerle kandırarak onları kendi çıkarları doğrultusunda kullandı. O zaman Orta Doğu’nun siyasal, bazı yerlerde ise etnik yapısı değiştirildi. Fakat oyun bittiğinde Kürtlere verilen vaadlerin hiç birisi tutulmadı.

Aradan 100 sene geçti, yine aynı durumu görüyoruz, yine yerel aşiret reisleri ve yine onları kendi çıkarları doğrultusunda kullanan batılı devletler.

AB, ABD VE RUSYA BÖLGEDEKİ ETNİK TEMİZLİĞİ GÖRMEZDEN GELİYOR

Her ne kadar batı devletler sözde referenduma karşı olduklarını ve Irak’ın toprak bütünlüğünü desteklediklerini beyan etseler de, hiç kuşkum yok ki, “sözde bağımsız devlet” projesinin fitilini yakan da, Barzani’ye gaz veren de onlardır.

Bu eski bir oyun ve kurallar hiç değişmedi. Sözde AB, ABD ve Rusya kurulacak sözde bağımsız devlete karşı, fakat bölgedeki Kürt grupları silahlandıran ABD değil mi? Moskova, Barzani ailesi ile 1950’lerden beri çalışıyor, peşmerge Alman silahları kullanıyor. Türkiye ve diğer ülkeleri insan hakları ihlallerine göre sık sık eleştiren AB, IKBY kontrolünde olan topraklarda Türkmen, Arap ve diger Kürt olmayan halklara karşı senelerdir sürdürülen etnik temizlik operasyonlarını acaba neden göremiyor?

Tüm bunları gözden geçirirsek, bölgede kimin hangi amacın arkasında koştuğu daha net gözler önüne serilmiş olacaktır.

TÜRKİYE NE YAPMALI?

Şimdi bu durumda Türkiye ne yapmalı? Bu tür durumlarda, “bekle gör” taktiği başarılı olamaz çünkü üst akılın beklediği de bu. Oluşturulan plan Irak ve İran’ın da katılımı ile geç olmadan bozulmalıdır.

Var olan durumda en çok zarar görmüş taraf Irak gözüküyor, ileride İran ve Türkiye de zarar görecek taraflar olacak, fakat Türkiye’nin, ekonomik, siyasi ve jeopolitik konjoktörüne bakılırsa, yakın gelecekte sözde bağımsız Kürt devleti oyunundan en çok zararı Türkiye görebilir. Bu fitili ateşleyenler tabii ki, bunu gayet iyi biliyor ve bu oyunda asıl hedef de Türkiye’dir.

Eger bu sözde devletcik varlığını sürdürerse, bu projenin arkasında duran güçlerin bu kukla devleti Türkiye’ye karşı kullanması an meselesidir, bundan kimsenin kuşkusu olmasın.”

You cannot copy content of this page