LOBİSİZ BİZ!

Şöyle bir düşün 12-13 yaşlarında bir çocuksun ve 7. Sınıf öğrencisisin.
Tarih dersindesin. Konu Osmanlı’nın Viyana kuşatması. Konu iftiralar ile işlenmiş kitapta.
“Türk savaşı” “Türk korkusu” başlıkları altında işlenen konuya iki adet o döneme ait olduğu iddia edilen bir görsel ve bir papazın yorumu da eklenmiş.
At üzerinde bir Türk askeri elinde bayrak ve bayrakta asılı bir bebek cesedi. Ardında ise işkence görmüş bir esir kadının olduğu görsele “Viyana kuşatması sırasındaki acımasızlıklar” notu bırakılmış.
Papazın yorumunda ise Türklerin çoluk çocuk, kadın erkek demeden acımasızca insanları katlettiği ve hatta doğmamış bebekleri analarının karnından çıkarıp öldürdüğü yazıyor ve ekliyor: “bu gökyüzü altında Türklerden daha canavar ve zalim yoktur.”
Ecdadına atılan bu iftiralara mı yanasın, yoksa konuda oluşan algı ile sınıf arkadaşlarının sana olan bakışlarındaki değişikliğe mi?
Evladım onlar bizi çekemiyor der, gururunu okşadıktan sonra konuyu kapatırsın ama bu yeterli değil.
Çünkü çocuklarımız eğitim hayatlarının tüm seviyelerinde bu saldırılarla mücadele etmek zorunda.
Peki bunu sadece bir Türk düşmanlığı ile anlatmak yeterli mi?
Hayır!
Çünkü bu ilmek ilmek dokunan bir asimilasyon projesi. Çocuklarımıza düzenli bir şekilde aşağılık kompleksi yükleniyor. Toplumda yer tutunmak kabul görmek isteyen evlatlarımız kendilerini beğendirmek için tasvip etmeyeceğimiz şeyler yapıyorlar.
Yıllar geçip gittikten sonra bu çocuklarımızdan özellikle Üniversite mezunu olanları kendi toplumuna üstten bakmaya başlıyor. Bakın özellikle Camii derneklerimizde yönetici arkadaşlarımızda nadiren görülür üniversite mezunu. Çünkü bu gibi işleri zaman kaybı ve kendi değerini düşüren angarya işler olarak görmekteler. Bu duygu yıllarca, sabırla kendisine işlenmiş profesyonel bir asimilasyon çalışmasının eseridir. İki manevi konuşmayla değiştirebileceğimizi zannedersek saflık olur.
Biz çocukları asimilasyonun kucağına servis edilmiş, lobisi olmayan etkisiz kocaman bir toplumuz. Maalesef öyleyiz!
Bu asimilasyon çalışmalarında çatlaklar oluşmaya başladı. Peki nasıl? Yoksa bizim lobi çalışmalarımız sayesinde mi?

Bunu da bir sonraki yazıda yazalım. Kalın sağlıcakla…

Yücel Yazıcı