POLİTİK LİSAN – POLİTİK KANAAT

Saygıdeğer okuyucularım,
hoşuma giden konulardan biri, politik lisandır. Almancada „Politolinguistik“ denilen bilim, greçekten Alman dil bilimine ait olan ciddi bir disiplindir.
Bir konuyu halka öyle, böyle veya şöyle anlatmak mümkündür. Bir konuyu hangi şekilde anlatırsanız, aynı konuyu çok farklı ve değişik anlamak mümkün olup ve böylece ortalığı karıştırmaya yeter.
Mesela Alman politik lisanında, bir devleti demokratik olarak tanıtmak isterseniz, bu devletin hükümetinden bahsedersiniz. Beğenmediğiniz başka bir devletin hükümetinden bahsedersiniz hükümetine rejim dersiniz. Prensipte hükümetin veya rejimin anlamı birbirine çok benzemesine rağmen, „rejim“ dediğiniz zaman, o devletin hükümetini, kusurlu, veya tam demokratik olmayan, otoriter bir devlet itibarı bırakırsınız. O ülkenin hükümetini de her gün haberlerde 10 kere rejim olarak nitelendirirseniz, söylediklerinizi de „onun kanaatine göre öyle veya bunun kanaatine göre böyle diye yorumlarsanız. Halk buna inanır ve çok basit şekilde ön yargıları beslemiş olursunuz.
Bilgi sahibi olan insan sözlerini iyi düşünür ve duyduklarını asla hafife almaz. Çünkü her bela, basit bir yanlış tahminle başlar. Çünkü konuşulan dil düşünmeyi şekillendirir ve düşüncelerimiz eylemlerimizin temeli olur.
Alman Prensi Otto von Bismarck, I. Wilhelm’in Fransız kralı III. Napoleona temmuz 1870’de yollanacak mektubun içindeki kelimeleri biraz değiştirerek ve bazı satırları silerek, III. Napoleona yollar. Prens Bismarck, mektubu onu hakaret gibi anlaşılacak şekle getirmişti.
Bu mektuba son derece bozulan III. Napoleon ve Fransız hükümeti neticede Almanya’ya savaş ilan etti. Böylece Otto von Bismarck’ın beklediği oldu. Almanya bu savaşa hazır olduğu için, savaşı kazandı ve Almanlar III. Napoleon’u esir aldı. Netice olarak Almanya bir kaç kelimeyle 1. Ocak 1871’de büyük bir imparatorluk haline geldi. III. Napoleona yollanan bu mektup „Emser Depesche“ olarak tarih kitaplarına geçti.

Politolinguistik, sırf tarihte olmuş ve geçmiş bir olay değildir.
Bugüne kadar bazı ülkelerin hükümetleri, başka ülkelerin hükümetlerine baskı uygulamak için çeşitli türlerde politik oyunlar düzenlerler. Böyle bir oyun için ne gerekir? Bir kaç insan bulunur, masum isimli bir örgüt kurulur, biraz parayla bu örgüt desteklenir, broşürler, pankartlar vs yapılır. Bunun organizesi de iyi yapıldığı anda, birden yüzlerce ve binlerce insanlar sokaklara dökülür.
İster istemez, gazeteler ve televizyon bu konuyu kaparak yeni bir haber oluşturulur. Son haftalarda Polonya’nın baş kenti Varşova’da ortalık karıştı. Polonyalılar dinlerine sadık olan Katolik insanlar olarak tanınır. LGBT (Lezbiyenler, geyler, biseksüeller ve trans bireyler), Polonya’da bu konular için tolerans isteyip, okullarda ders haline gelmesini isterler. Polonya hükümeti bunu enerjik şekilde reddetmektedir. Böylece LGBT , Polonya hükümetini Nazi iktidarıyla mukayese edince ortalığı iyice karıştırdı. Polonyalılar arasında LGBT daha fazla sempatiyle karşılamaya başlanınca, Polonya halkı birden bölünmeye başladı. Bu durumun aynısını 1 Mart 2014’de Stuttgart’ta yaşadık. Neticede bu konular Alman ilk okullarda, 8-10 yaşındaki çocuklar için modern ders konusu haline girerek. Gençlerin ders konularını değiştirdi.
Bilgi sahibi olmak, insanların olaylara karşı bakış açısını değiştirebilir. Hepinize sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim.