Tarihten analizler

Saygıdeğer okurlarım,
Bildiğimiz modern Türkiye 29 Ekim 1923 de kurulmuştur. Bu tarihten önceki Osmanlı İmparatorluğu, hangi taraftan bakarsak bakalım, dürüstçe bakarsak, çökmüş bir İmparatorluğun yabancılar idaresi altında kalan parçalarından oluşan devlet olarak görebiliriz. Bu üzücü duruma bakarsak, ister istemez ortaya bir „neden böyle oldu?“ sorusu çıkar. Yani; nasıl olur da şanlı bir imparatorluk, dünya politikasında zavallı bir duruma düşer? 9 Ocak 1853 tarihinde Rus İmparatoru I. Nikolay “Kollarımız arasında hasta; ağır hasta bir adam var” diyerek Osmanlı İmparatorluğunun durumunu tarif eder.
Atalarımızın dediği gibi: “Vurdum duymazlık, çökmenin başladığı noktadır”.
Her bela, bu tür genişlik ve rahatlık ile başlar. Ama geçen, geçti ve tarih kitaplarını doldurdu. Biz ileriye bakmaya çalışalım ve içinde yaşayıp, çalıştığımız Almanya’ya bakalım.

Osmanlıları çökertecek gücündeki sorunlar, Stuttgart da veya Almanya’da olabilir mi? Hayatımızı etkiler mi?
İsterdim halkımız Avrupa ayarında siyasi anlayışa sahip olsun ve kendi hayatımızı kendimiz şekillendirebilsek. Yazık ki 70 senelik Alman – Türk tarihimizde, hiç bir politik düzen kuramadık. Bundan dolayı Alman siyasetinde sesimiz ve ağırlığımız yok. Ama bunu bilen ve kendi maksatları için kullananlar yok mu? Alman siyasetindeki hareketlere bakarsak, olanların bizi olumsuz bir yola sürüklediğini her gün daha da iyi görebiliriz. 26 Eylül 2021 Pazar günü, yeni Alman parlamentosu seçilecektir (genel seçimler). Neden bu seçim Almanya’da yasayan Türkler için önemlidir? Çünkü vatandaşlarımızın büyük kısmı işçi- ve esnaflardan oluşmaktadır. Artık Alman siyaseti tümüyle ‘Karpuz-Partisi’nin etkisine girerek, zaten yavaş dönen Alman ekonomisini daha da yavaşlatarak, otomobil Sanayiinde gördüğümüz gibi, bir çok vatandaşın ekmeği ile oynanmaktadır.
Neden Karpuz-Partisi? Franz Josef Strauß, 1984 yılında „Yeşil Partiye“ Melonen-Partei lakabını takmıştı. Yani, Karpuz-Partisi diyerek, dışı yeşil, içi kırmızı (komünist) demiştir. F. J. Strauß, 1966 dan 1988 e kadar CSU (Hıristiyan Sosyal) Partisinin şefliğini ve başarılı şekilde Bavyera başbakanlığını yapan, zeki, ileri görüşlü ve saygıdeğer bir politikacıydı. Bavyera eyaletinin zenginliği Franz Josef Strauß un verdiği emeğin sayesinde gerçekleştiğini kabul edebiliriz.

Politika, Toplum, İletişim ve sivil-başarısızlık birbirini etkileyen konulardır. Tehlikeli ve üzücü olan nokta, bize bilinçli olarak verilen yanlış siyaset intibadır. Dış görünüşüyle tabiat ve hayata yakın görünerek, insanları kandırarak, Alman siyasetinde saman altından su yürüten, Almanya’yı aşırı marksistliğe döndürmeye çalışan iki yüzlü bir partidir. Bu sebepten dolayı Strauß, Yeşil-Partiye Karpuz-Partisi lakabını takarak isabetli bir tarif de bulunmuştur.
Yani, gördüğümüz her yeşillik Karpuz değil. İçinden çıkan kırmızı, halka, topluma ve ekonomiye zararlı olan politikadır. Bu siyasi gelişmeleri anlarsak, başımıza atalarımızın yaşadığı dertlerden maruz kalarak, hayatımızı daha emin şekilde yaşayabiliriz. Sadece birlikten değil, bilgiden de kuvvet doğar!
Vurdum duymazlık, çökmenin başladığı noktadır, kaçan fırsatı pişmanlık geri vermez.

Hepinize sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim.

TAMER ANDRE TEZULAŞ