Verimliliğinizi artıracak tavsiyeler

Verimlilik, üretkenlik veya daha doğrusu verimli çalışma, sanayileşme devrinden çağımıza insanlığı defalarca meşgul eden bir konudur. İlk satırı okuduğunuzda, fazla mesai veya çok sayıda sonuç üretkenliği ile eşitlenmemelidir. Bunlar daha çok sıkı çalışma ve motivasyona işaret eder. Verimlilik tam anlamıyla, somut sonuçlara ve değerlere belirli bir zamanda ihtiyaç duyulan formda ulaşılmasını ifade eder. Bazı yöneticiler gerçekten önemli bir projeyi kolaylıkla sona erdirirken, aslında önemsiz görevlere takılıp uzun süre bekletilmelerine izin veren insanlar da olabiliyor. Öyleyse verimliliğin anahtarı nedir? Ve neden her birimiz verimliliğimizi artırmayı hedeflemeliyiz? Bu yazımda sizlere verimliliğini artırmak için tavsiyelerde bulunacağım.
Verimliliğini Artırmak İçin Nedenler
Kendi üretkenliğini artırmak istemeniz için birçok neden vardır. Verimli çalışan insanlar kendilerini daha az stresli hissederler, daha hızlı ve daha iyi sonuçlar alırlar, profesyonel olarak daha başarılı olurlar ve daha uyumlu bir iş-yaşam (Work-Life Balance) dengesine sahiptirler. Sorun şu ki, insanlar git gide önceliklerini belirlemek te zorlanıyor. Önemsiz faaliyetlere çok fazla odaklanarak, gerçekten önemli yönleri gözden kaçırılıyor. Bu sadece işyerindeki durum için değil, çoğu zaman hayatı bir bütün olarak kapsamaktadır. Bu olumsuz yaklaşımın aşırı zaman baskısı, stres ve hatta muhtemelen tükenmişlikle (Burnout) sonuçlanması yol açma ihtimali çok yüksektir. Sonra başka tipte bir insan var. Kendimize sürekli “her şeyi nasıl çözdüğünü” sorduğumuz kişi. Peki verimliliğin sırrı nedir?
Verimliliğin anahtarı
Cevap paradokstur: daha azı daha fazladır. Üretken insanlar “hayır” diyerek, gerçekten önemli görevlere konsantre olmayı başardılar. Bu yaklaşım ile yaptıkları işe daha fazla enerji ve daha fazla zaman ayırabiliyorlar. Aslında çok basit bir strateji. Sorun şu ki, birçok insan, özellikle patrona veya meslektaşlarına “hayır” demeye cesaret edemiyor. Bunu başarabiliyorsa bile, temel unsurlara odaklanmada eksikliği oluyor. Hangi görevlerin gerçekten önemli olduğunu ve hangilerinin olmadığını nasıl anlarsınız? Çok sayıda farklı çalışma yöntemi, sistemi, yazılımlar, teknik cihazlar ve gürültülü açık ofisler, işçilerin verimsizliğine giderek daha fazla katkıda bulunuyor. Bu modern kaos içinde kaybolmak son derece normaldir. Daha üretken olmak için işgücünün daha az sütun üzerinde yoğunlaşması gerekiyor. Elbette günlük işlerde bunu söylemek yapmaktan daha kolaydır.
Üretkenliği ne belirler?
Her şeyden önce, işyerinde üretkenliği etkileyen faktörleri tanımalıyız. Çünkü bireysel üretkenlik üzerinde olumlu ya da olumsuz etkisi olan sadece karakter ya da çalışma biçimi değildir. Aksine: Birçok çevresel faktör günlük yaşamımızda rol oynamakta ve bunlara çaresizce maruz kalmaktayız. Sonuçta, doğal bioritm ile mücadele, yüksek üretkenlik ten daha çok hastalığa yol açar. Etkileyen faktörlerin farkına varırsak ve bunları en uygun şekilde kullanmayı öğrenirsek üretkenlik desteklenir. Örneğin, insanlar genel anlamda sabahları en üretkendir! En fazla enerjiye sahip olduğumuz ve en iyi konsantre olabileceğimiz zamandır. Bu nedenle sabahları özellikle önemli işler yapmalı veya önemli toplantıları öğle yemeği molasından önce planlamanız daha uygundur. Üretken çalışma için molalar çok önemlidir. Özellikle beş ila on dakikalık uyku molaları uzun vadede üretkenliği artırır ve sağlığınız için faydalı olur! Öğle vakti düşük seviyenin kahve (ve benzerleri) ile üstesinden gelebilirsiniz. Bu stratejik olarak kullanılmalıdır. Sık sık kahve içenlerle vücut kafeine hızla alışır ve istenen etki elde edilemez. Nadiren ama özel olarak kahve tüketmeyi öğrenen herkes, gelecekte üretkenlik açıklarını da daha hızlı bir şekilde geride bırakabilecektir. Elbette üretkenliğin iniş ve çıkışları vardır. Bir kişinin durmadan ne kadar verimli çalışabileceğine dair kesin ifadeler de yoktur ancak üretkenliği artırmak için farklı teknikler mevcuttur.
Üretkenliği engelleyen unsurlardan birkaç tanesi:
Sürekli ulaşılabilmek, gürültü, e-postalardan veya telefondan dikkatin dağılması, düzensizlik, fazla iş yükü, özel hayattaki stres, molaların olmaması, “evet” demek ama işi devredememek, … Üretkenliği engelleyen unsurların listesi uzundur ve her zaman kişiye, işe, sektöre ve özel duruma bağlıdır. Statista tarafından yayınlanan bir araştırmaya göre, ankete katılanların yüzde 58’i konsantrasyon güçlüğü şeklinde stres yaşadıklarını belirtti. Stres halinde üretken çalışma mümkün değildir! Ayrıca aşırı stresin bir sonucu olarak ruhsal hastalıklara sebep olabilir. Üretkenliği arttırmak, önleyici bir önlem olarak iyi bir yaklaşım olacaktır. Bununla birlikte, etkilenenler için de iyileşme için vazgeçilmez bir faktördür.
Üretkenlik üzerine son cümleler
Üretkenliği artırmaya yönelik çalışmalar, sağlıklı bir gelecek için iyi bir işarettir. Ancak nihayetinde kendiniz için doğru sistemi bulmanız gerekir. Bunun için farklı seçenekleri birleştirebilir veya kendiniz için tamamen yenilerini bulabilirsiniz. Bazıları meditasyona, bazıları öğle yemeği molasında egzersize ve üçüncüsü cep telefonunu kapatmaya güveniyor. Ancak, verimliliği artırmak her birimiz için kalıcı bir hedef olmalıdır çünkü günlük hayatı kolaylaştırır, stresi azaltır ve daha lüzumlu bir iş-yaşam dengesi sağlar. Üretkenliğiniz engelleyen unsurları nerede olduğunun farkında olun ve uzun vadede onlardan kaçınmayı öğrenin. Tavsiyeler dışında şu soruları kendinize sürekli sorun. Enerjinizi nereden alıyorsunuz? Sizin konsantre olmanıza ne yardımcı oluyor? Bun soruları cevaplamaya çalışın ve iş-özel hayatınızda uygulayın!

 

Kerem Erdoğan